Anneden geçen minik, tatlı(!) genler

Genetik biliminden aklımdan en çok kalan Mendel’in çaprazlama yasası olabilir sanırım.

Öyle çok bilimsel konuşamıyorum zira mesleği bilişim olan birisi ne kadar genetikten bahsedebilirse o kadar dönüyor dilim.

Hani kabaca anne ve babadan geçen genler çapraz olarak birleşiyor, ve bu genler anne-babadan çocuklara nesilden nesile aktarılıyor ve genlerin birleşmesi rastlantısal olabiliyor vs.

Lakin işte olay “huy” ya da “davranış” noktasına gelince,  bilime adeta meydan okuyorum.

Çünkü bu konuda genel olarak kendimden bir tane daha doğurdum diyebiliriz.

Misal…

Ben küçükken, ve itiraf ediyorum ki halen,  tabağımın kenarında bir yemeğin istemediğim bir parçasını görsem, onu tabağımda tutmak istemem,  derhal tabağımdan çıkarmak isterim.

Mesela içinde bezelye olan karışık bir salatadaki bezelyelerin kaderi, bezelyeyi seven kişinin tabağında yer almak olur.

Oğlan da aynı benim gibi davranıyor ve o yemeği tabağında görmek istemiyor…

**

Yumurtanın beyazını yiyemem, omleti de beyazlarını görmemek için sonsuzluklara dek çırparım mesela.. Omletten de ayırırım görürsem de…

Şimdi oğlum da benzerini yapıyor ki beni yaparken görmedi.

**

Çocukken bir şeye itiraz edeceğim zaman defalarca “ama,ama,ama…” diye aynı “ama”  kelimesinde takılıp cümleye başlamakta zorlanırmışım…

Şimdi bir “ama”cı da bizim evde yetişiyor..

**

Büyüklerin elini tutarak yürümekten hiç hoşlanmazdım…Annem “elimi tutan bir çocuğum olmadı”  derdi…

Şimdi ben de rahatlıkla aynısını söyleyebilirim çünkü,  ah o bağımsızlık duygusu…

**

Anne olunca anlarsın kısmını enteresan bir deneyimlemeyle ben de yaşıyorum artık..

Bazen çocuğuında kendimi görmek; hınzırca bir kıvanç duygusuna sebep oluyor, ama annemi çileden çıkaran özellikleri kendimde görmek de

ayrı bir iç geçirme ve “nasıl başa çıkacağım” endişesi yaratıyor…

**

Bak, bir tanesi var ki beni gülümsetiyor, çünkü bu bir “huy” değil aslında bir özellik diyelim…

Ben kapalı bir ortamdan güneşe çıktığımda,  hapşırırım ve şimdi benim ardımdan hapşıran bir “minik” daha var.

Varlığına bin şükür…

Bir de gülümsemesi var ya, hani böyle gülümserken burnunu kırıştırıp gözlerini kısması ve dişlerini gösterme şekli…kız aynı ben!!

**

Kaş, göz, yüz gibi fiziksel özellikleri anlarım de bu kadar “kişiye has” özellikler nasıl aktarılıyor?

Mendel bunu da açıklasaydı keşke…

Yoksa açıkladı mı?

Öyleyse bana da bir haber ederseniz sevinirim…

Yazan | 2017-04-16T13:24:48+00:00 16 Nisan 2017|Etiketler: , , |Yorum yok

Siz de fikrinizi belirtin